‘Teşekkürler’

Önce emekledin, sonra yürüdün. Büyüdün de ne oldu, işler değişecek mi sandın? Büyürken değişti de fark etmedin.

Bir de doğar doğmaz ağladın. Orada ağlarken neden ağladığını biz tam olarak bilemedik, sırasıyla; ebeler, koca karılar, doktorlar, hatta anneler hepsi birer açıklama yaptılar. Ama senin adına söylenen sözlerde ne kadar haklılar. Söyle bize bebek ne için ağladın? Ağlamadan olmuyor muydu?

”Ve  usulca fısıldadı bebek ; beni dünyayla buluşturduğunuz için, sevinçten.”

Bebek doğdu ve büyümeye koyuldu, ağır seyretti yaşam, günlerin yıl gibi geçtiğini hatırladı geçmedi geçmek bilmedi. Bazen, aylar günler an gibiydi, anda anında yaşandı her şey.

Önce emdi, sonra çiğnedi, daha sonrasında büyük lokmalarla doydu çocuk. Her evre aşamalı, her evre biraz meşakkatli.   Anne sütü emdiği sırada tepseydik ağzına lokmayı bebeğin ne olurdu? Algı bu kadar  basit,yalın ,anlaşılır, biziz zorlaştıran.  Her şey sırası gelince, gündüz geceyi özlemek niye?  Hızlanmadan koşamazsın, koşsan da yorulursun,  kuralına, usulüne göre güzel çoğu şey.

Ayağının ölçüsüne göre adım atmalı, ayağımdan büyük adıma kalkıştım hız yaptım bugün, az daha paçam üstü yayılıyordum yere, sendeledim düşsem komik olurdu diye sağa sola bakındım hatama gülerler endişesi kapladı içimi, çok sürmedi, söylenmeye başladım kendime. Çoğu zaman hayatımız bu örnek gibi; iki çizgi arasında seyreder durur. Ölçüsüz hareket tutarsız düşünce hata getirir hiç kuşkusuz. Hatadan ders almayı en sona bırakıp, birilerine yakalanma, birilerinin nazarında olma korkusu kaplar. Acımasızca eleştiririz kendimizi sonra, ama şunu demeyiz basittir aslında. “ Küçük adımlar seni dengede tutar, yavaşla.”

Yavaşlayın, yolda yürürken, atın o düşünceleri kafanızdan. Yola odaklanın. Yoldaki ağacı, ağacı olmayan kaldırım taşını, dalda ki kuşu, kuşu göremeyen, başkalarının adımlarını, yolda olduğunuzu hatırlatacak detayları fark edin. Yavaş adımlarla, nereye varacağınızı düşünün sadece. Düşünce ayaklarınıza komut verir, kötü yollara sürüklenirsiniz alimallah. Yoldayken yola bakın gitsin.

Vardığınız yerde, sıkı basın ayaklarınızı. O ayaklar bir süre gezinir orada, belki gün belki ay belki de yıl. Ama ben kök salmayın da arada gezinin derim. Ağaç değilsiniz ya!  Ayaklarınıza taşlar çarpabilir, belli mi olur belki birileri yanlışlıkla yuvarlayıverir o taşı ayağınıza, ya görmezden gelin, atlayıp geçin, ya da geldiği yere geri yollayın. Duruma göre artık. Ayaklarım yere bastığı yere dönse çabucak demeyin, akşam oldu mu bütün ayaklar çekilecek aynı yöne, merak etmeyin.

Yorulacaksınız elbet, fiziken, kalben ve fikren. Yorulmadan yol yürünür mü?  Sevin o ayakları, teşekkür edin onlara, size en iyi yoldaşlar. Ama teşekkürler  bunla kalmasın, tutabildiğiniz kadar bol tutun teşekkürü hayatınızda. Bazı şeyleri duymadığı için kulaklarınıza, görmediği ya da görmezden geldiği için gözlerinize, merhaba diye uzanan ilk else elinize, tebessüm eden yüzünüze, size hayat veren kalp atışlarınıza, konuşabildiğiniz için dilinize, yanınızda olduğu için arkadaşınıza, sizi eve bırakan servis şoförüne mesela, çay getiren ablaya, simit satan ağabeye, teşekkürü çok görmeyin.

Ama en çokta kendinize teşekkür edin. Kendinizden çok bir de size yaşamı bahşedene. Size yaşama hakkı verene. Size yaşamı kolaylaştırana…

Büyüttüğü için anne ve babanıza, çocukluk yıllarında olanca saçmalığa sizle güldüğü eğlendiği için o ilk arkadaşınıza, sıra arkadaşınıza, sana harf öğretene, sana yol gösterene. Bitirince bir kitabı yazarına, dinleyince bir ezgiyi eserin sahibine teşekkür edin. Önce içinizden, sonra yürekten en sonda harflerle, seslerle dilinizden.  Hep edin, çokça teşekkür edin ki yerleşsin dilinize.

Karnını doyuran annesine gülmez mi bebek, işte o ilk teşekkürdür. Anlayacağın, büyüyünce değişmiyor işler. Aynı beden, aynı ruh bir kere üfleniyor can, sonrası misafirler. Canı istediği kadar kalan ya da canımız istediği kadar ağırladığımız misafirler. Sen duruyorsun bebek, misafirlerin azalacak, çoğalacak. Yeri gelip bir bir terk edecekler. Çocuksun alışırsın diyecekler. Büyüyünce diye cümlelerin olacak. O büyümeler hiç bitmeyecek. Büyü tabi, yerin de sayma. Büyüdüğün vakit, sen seçeceksin misafirlerini. Canından can sayacaksın bazen, an gelecek yok sayacaksın. Öyle böyle, açık kapın. Gelip geçecek misafirler. İyi ağırla, teşekkürü bol tut. Ama onlarda, diye sitemlere başlama hiç. Herkes veryansın. Sen yapma dur! İyi ki de, sus. Geleni büyük erdemlerle uğurla, sen yoluna bak gelecek yeni misafirlere bak. Bir de senden hiç gitmeyenlere.

Bu satır, son satır, dünyanın en kıymetli misafiri sensin unutma, sen kendine iyi bak esasında. En yüce teşekkürleri kendine et.

Bu satırları bana yazdıran ilahi zekâya teşekkürlerimle…

Okuduğunuz için size de teşekkürlerimle…

10484923_1502354863344153_6674685966658380060_n.jpg

 

”Hayata, teşekkürlerimle anısına”

(:

‘Teşekkürler’” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s