Beklentinin Derin Izdırabı

Hepimizin bu satırlarda sesi var…

Beklemenin ne derece üzücü olduğunu bir kez daha anladığım yeni yaşımda; ben de bekleyip-de üzülmemeleri adına, tüm sevdiklerimin özel saydıkları günlerini kutlamayı artık reddediyorum…

‘ Yirmi dokuz yaşım’ kucak dolusu sevginin yerine, boyumdan büyük beklentilerin ızdırabını verdi bana. Ben de herkes gibi kendime yeni yaş telkinleri belirleyeceğim. Bunları yüksek sesle önce kendime sonra çevreme duyuracağım.

Her şeyden önce, o lanet olası bara bir daha o pis adam İrfanla asla gitmeyeceğim. Bununla başlıyorum, ne ortamı, ne gittiği günü, ne içki seçimi ne de çalan müziği; hiçbir şeyini sevmediğim o çukura bir daha kimse beni götüremeyecek! O her aradığında nasıl oluyor da kabul ediyorum? Neden ben yeni mekanlar önermiyorum, öneremiyorum? Havamda değilim abi siz bakın keyfinize neden demiyorum, diyemiyorum? Ben senle muhabbeti, tercih ettiğin mekanı da çalan müziği de söylenen şarkıyı da sevmiyorum niye diyemiyorum?

Cuma gecelerimi öldürüyor, üstüne Cumartesiyi de zehrediyorum kendime, neden gittim niye gittim falan. Hatta gerginliğim Cuma sabahtan başlıyor aklım almıyor, kişi nasıl kendini bu derece görmezden gelebilir.

Toparlamalıyım kendimi.

Geçen hafta Betül’ün doğum günü kutlandı çok leziz gösterişli bir pasta kestik. Herkesin duyacağı sesle, “pasta tercihi muhteşem bu benim doğum günü pastam olsa çok mutlu olurdum” dedim. Rezil herifim, kendimi on yedi kişiye alay konusu ettim o gün. Ya senin doğum günün de mi var? Sanki ana okul çocuğu soruyor. Sen pasta sever misin? Daha bir sürü saçma sapan cevaplar. Ahmaklar ağzımla sizden pasta istiyorum daha ne !? Hayır biri de sorsun doğum günün ne zaman diye?

Neyse, Betül hanıma çiçekler kutu kutu hediyeler, hayır yani iş partnerim olmasa, her şeyi gelip gözümün önün de açmasa, görmediğimi düşünüp gözüme sokmasa söylenmeyeceğim. Üstelik gün boyu susmayan telefonu da cabası.

O gün öyle şiştim ki !

Eve gelip yatağıma uzanınca, tesirinde kalmışım, bana da sürpriz şahane bir pasta, Betül’ün hediye kutularından daha büyük kutular dolu dolu, taşımak için yardım falan istiyorum o derece. Saatin iki olduğunu fark ettiğim anda kendimi sıyırıp çekmek zor oldu ümitsiz hayallerden, ertesi sabah işe geç kalmam da kaçınılmaz tabi.

Nedense taktım bu doğum gününe, akşam gelip en güzel takımımı hazırladım, doğum günüm olduğu gün, o takımı giyip gidecektim işe, üstelik çok erken kalkıp sağlam hazırlanacaktım. Mesai başladıktan bi, altı yedi dakika geç girecektim içeri, of geç kaldım havası, yani o bakım , takım hepsi rast gele olmuş olacaktı.

Gün geldi çattı… Kendimi, sarılmalara, öpüp koklaşmalara, kah samimi, kah sahte gülüşlere o kadar iyi hazırladım ki!

Planladığım gibi oldu. Hatta sekiz geçe girdim içeri. Lanet Cuma, kimsenin beni göreceği yok. Geçip oturdum yerime. Saat on, saat on bir. Millet bir saate kalmaz yemeğe gider, dayanamayıp kahve almak bahanesiyle dolaştım ofisi, kimse ne selam, ne göz teması. Hayır bilerek mi yapıyorlar, yoksa sahiden kimsenin umurunda değil miyim ? Ya kimse bilmiyorsa, yok yok kesin birileri biliyor ya unuttularsa, insan kaynakları ince düşünür esasında ama …?

Öğleden sonra üç yirmi, herkes içinden dakikaları sayıyor biliyorum. Telefon elimin altında, hatta gözüm üstünde birisi arasa yüksek ses, ” a, sağ ol sorma ya aldık yaşı yürüyoruz” kuracağım cümle dahi hazır. Sadece dört mesaj, abi bi arayın ya! ve tabi Annem, mesain bitince arayacağım Annem sana sözüm yok.

Eve gelip, kendimi duşun altına attığım zamana kadar olanları yaşanmamış sayıyorum, çünkü yaşanmamalıydı. Ama lanet olsun ki yaşandı. Ey su,hadi gücünü kullan zihnimde ve kalbim de çöplüğe dönüşen bu iğrenç hayal kırıklığını da temizle.

Neyse ki iyi çıktım duştan. Bu arada İrfandan ses yok. Ama bu günü böyle bitirmeye de benim niyetim yok. Hazırlanıp çıktım evden.

-üzerimde en rahat kıyafetlerim,(çünkü böyle mutluyum)

– kocaman bir pizzayı mideme indiriyorum, (Çünkü en sevdiğim)

-annemi arayıp, onu ne kadar çok sevdiğimi söylüyorum,( iyi ki yaptım)

İçimde tutmanın faydasızlığını fark ediyorum, anlatmalıyım ama kime? Yanlış kişi ya da kişiler, benim gözümden değil kendi gözlerinden gördükleri için içimdekiler faciaya dönüşebiliyor. Bunu yaşadım, tekrarı yaşanmamalı.

Çok tuhaf bir şey oluyor tam da bunu düşünürken, bir Kuaförün önünden geçiyorum ve vitrininde duran mankeni fark ediyorum. Yarım büst şeklinde, zarif, sarı saçlı pembe rujlu sanki içtenlikle bana bakıyor, düşüncelerim hayat buluyor bu bakışta. Bana anlatabilirsin, ben en iyi dinleyiciyim diyor.

Kısacık bir cümle, Kuaförün sahibi Adamı ikna ediyor. Üstüne ekliyor “Para kabul etmem ilginç bir istek, doğum gününmüş hediyem olsun” diyor.

Gecenin tenhasında, kucağımda yeni yaşımın ilk ve son hediyesi sarı saçlı mankenle eve doğru yürüyorum.

Getirip yatağımın yanına yerleştiriyorum. Sonra uzanıp, yüzümü ona dönüp anlatmaya başlıyorum.

“Doğum günü dediğin bir güncük, bak yaşandı ve bitti. Ben çok anlam yükledim ve ağırlığının altındayım şimdi. Ama inan bana bu sondu. Başkalarının mutluluğunu kıskandım, Betül gibi sevinmek istedim olmadı, kıskanmayı da söküp atıyorum içimden.

Kutulara sığmayacak hediyeler vardır belki de onları arzulasam daha iyi. O sebepten kendime çok yakın tutmalıyım sevgiyi. İnsanlardan bir şeyler beklemeyi kesinlikle ama kesinlikle sonlandırmalıyım. Onlarında benden beklememelerini dilerim. Çok tehlikeli bir arzu bu, olmaması hali insana çoğu şeyi yaptırabilir. Beklemediğim anda gelenlerin keyfini varmalıyım. İstemiyorsam eğer, söylemeliyim, başkası üzülmesin derken kendime bunu yaptığım için kızmama ne dersin? İşte bütün bunlar, içimde çok sessiz tuttuğum için uzayıp gitti. İçim yankı bulmadı. İçim söyledi ama ben işitemedim.”

Mesela, böyle bir sürprizi hiç beklemiyordum. Düşündüğüm anda karşıma çıkman, bu tam olarak çekim yasası ve sanırım artık bazı şeylerin değişme zamanı geldi…

Şimdi satırlara yeni sesler ekleme zamanı…

Çekim yasasının bana sunduğu armağanı da görün isterim.

Jpeg

Beklentinin Derin Izdırabı” için 2 yorum

  1. Okurken kendimi buldum , zaman zaman hepimiz böyle beklentilere girip bazı şeylere çok fazla anlam yükleyebiliyoruz.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s