HÜSNA

Her şeyin bir anda başladığını kabul etmek hatadır, günler, aylar hatta yıllar alır. Korkulan şudur ki ömrü kaplamasın. İçine düştüğü bu hali ne kadar yaşadı,  hangi derinlikle yaşadı Sevda bilinmez…

Olduran, durduran kimi zamanda öldüren bir süreçtir ergenlik. Tamda bu zaman dilimin de değişiklikler baş gösterdi.  Önce yalnızlaştı, çekilirken kabuğuna peşinde izler bıraktı. Kısacık, kendi eliyle kestiği saçlarıyla okula gitti. Yine kendi aldığı kararla sırasını değiştirdi, en arkaya duvara yakın yere oturdu. Kendini oraya ait hissetmeyen bir vazo gibi anlamsızca sırıtmaya başladı. Öğretmenin tahtaya kaldırması dışınca çarpıcı bir eylemi yoktu. Zamanla derse katlımı zayıfladı ve tembellik baş göstermeye başladı.

Kimseyle konuşmuyor, konuşanları da reddediyordu. Okul tahammülü zor bir yerdi artık, bir değil binlerce bakışın, yargının, baskısı altındaydı.

Evde ya da mahallede de durum bundan farklı değildi. Kısalan saçların ardından pantolon bol gömlekler erkeksi kokular yerini almaya başladı.

Toplumdan kaçtı. Okulu bıraktı. Mahalleli ile takılmaya başladı.  Oraya buraya gönderenleri reddetmiyordu. İnsanlar değişen durumunu anlamaya çalışıyordu, katı çizgilere rağmen azda olsa ılımlı olanlar vardı. Onlara tutunarak yeni varlığını derinleştirmeye ve kabul ettirmeye uğraşıyordu.  Özellikle teslim alınan para da ve üstünü getirme de dürüsttü, dedikodusu yoktu izinsiz girip çıkmıyordu evlere. İnsanlar, değişen cinsel kimliğine, ahlakı davranışlarını da ekliyordu. Var olan değil hissedilen tercih edildiyse burada bir sorun vardı kuşkusuz, bu algının kırılması yüzyıllar alacaktı belki de.

Sevda, doğruluk çizgisinde yürürken kötü düşünceler  onu yolunda savurabiliyordu. Direnç gösterse de sendeliyordu.

Yaz geldi, o kısacık saçlı, erkek gömleği giyen, elleri pantolonun cebinde mahallede volta atan Bir Hüsna.

Mahallenin en bilirkişisi, peşi sıra saydırdı cümlelerini; Hüsna olmuş bu kız Hüsna, Allah verede azmaya, azdırmaya…

Hüsna, Hüsna diye sayıkladı günlerce Sevda, çıkamadı evden. Utandı bu işittiğinden. Nesi azacaktı ki azsa ne olacaktı ki? O kapandıkça evine yankılandı Hüsna mahallede.

Bir şey oldu, onu evden çıkaracak bir şey. Ablası kaçtı haberi yıldırım hızıyla mahallede yayıldı.  Günlerce kapı önünde bekledi, gelebilecek saldırılara hazırladı kendini. İyi komşular yeniden kucak açtılar Sevdaya başı önde gidip gelmeye başladı. Kaçan abladan bir daha haber alamadılar. Eylül geldi okullar açıldı, Sevda nereye varacağını bilmediği bir yolda…

Mahalleye yeni taşınan iki çocuklu bir kadına âşık oldu. Kadın orta boylarda kıvırcık saçlı, güleç yüzlü, kömür karası gözlü bir şeydi. Daha tanımadan namını duymuştu Sevdanın. Zamanla o kadınında evine gitmeye başladı, oturup kalmaları uzadıkça yine bir fısıltı sardı mahalleliyi.

Başkanında başkası duygularla tanıştı Sevda, karın ağrıları, kalp sıkışmaları sersem budala dolaşmaları. Sessizliği daha bir arttı.  Tutamıyordu içinde olanları, dayanamayıp, bir mektup yazdı kadına, zarfa koyarken , zihninden bir çiçek bıraktı içine zarif, incecik dalı dokunsa kırılacak koparılmayacak kadar narin, parfüm kokusunu da bıraktı zarfa… Mektup ulaştı eline, eğlenip gülüştüler mektuba. Mektuba karşılık gelene kadar ayağını kesti Sevda. Dayanamadı meraklı iki komşu, çekip yanlarına suale başladılar; Sen nesin o mektup nedir derken sıkıştırıp indirdiler pantolonunu. İçindeki canavarı saldı üstlerine Sevda…

O olaydan sonra kimse ne kokusuna ne de izine rastladı. Dediler ki kaçtı, yok gitti kıydı bir yerde canına, tövbe edip geri kız kalmaya karar verdi diyenlerde oldu.

 

Çok zaman sonra öğrendi anlamını Hüsna’nın;  İnsanın doğuştan erkek ya da kız olduğunun bilinmemesidir. Yani iki  cinsellik organı da bulunur. Aklınıza peki ileride ne oluyor, kız olarak mı,  erkek olarak mı kabul ediliyor sorusu gelebilir. Bu durumu anlamanın  birinci yolu şudur: Kişi idrarını erkeklik uzvundan yapıyorsa erkek olarak  kabul ediliyor, kızlık uzvundan yapıyorsa kız olarak kabul ediliyor. Eğer her  ikisinden de idrar çıkışı gözleniyorsa o zaman ikinci yol devreye giriyor.  Kişi ergenlik çağına yaklaştığında vücudun salgıladığı hormonlara göre de  cinsiyet belirlenebiliyor. Yani kişi ergenliğe yaklaştıkça sesi kalınlaşıyor,  sakalları çıkmaya başlıyor ve kendisini erkek gibi hissediyorsa erkek, göğüsleri büyüyor, sesi kalınlaşmıyor, kendisini kız gibi hissediyorsa kız olarak kabul ediliyor.

 Ama o Hüsna değildi, hiç olmamıştı da.

Yanında iki çocuğu, başında örtüsü, yıllar sonra geçtiği evinin önünden, seslenip kocasına çağırdı yanına. Yürürken adam o tanıdık koku geçmişin ruhunu yeniden canlandırdı….

dsc_4757

 

“Köklerindeydi hala Sevda, hayalini kurduğu çiçek kadar zarif, koparılmayacak kadar  narin.”

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s