Kirpi’nin Ölüm Zerafeti.

Chubby Checker’den, Let’s Twist Again dinliyorum, son ses üstelik. Kulağıma verdiği zarar hiç önemli değil. Yoldayken arabalara dikkat etsem yeterli. Zarar demişken, kendime acımadığımdan değil, günde yirmi dakika bir şeycik yapmaz diye düşünüyorum. Neyse, yine sabah algın dalgın yürüyorum. Pidecinin yokuşundan iniyorum. Yokuş aşağı, yokuş yukarıdan çok yoruyor beni. Ama durun kulaklarımda twist twist kendimi sağa çekip dans etmemek için zor tutuyorum. Ritimle kanatlanıyor ruhum açılıyor ve uyanıyorum.

Az sonra düzlük yola varıyorum, iki yanı da bahçeli geniş ve temiz sevimli bu yol hep keyif veriyor. Her şey olabildiğine aynı…. Tam karşıya bakmam hiçbir zaman uslu uslu adımlarımı izleyerek ilerlerim . Öncesinde hızlıca radar gibi yolu geleni gideni bir tarar moduma dönerim.  Başımı kaldırıp taramaya geçtiğim vakit yolun ortasında küçük bir şey dikkatimi çekiyor. Uzaktan ne olduğunu anlayamıyor, yakınlaşıp bakıyorum.

Bir Kirpi, ölü bir Kirpi… başı ile ayakları birleşmiş zavallı küçücük yavru bir kirpi, daha önce çokça gördüğüm için bunun yavru olduğunu hemencecik anlıyorum. Gece olanlar olmuş, ya hız tutkunu ya da dikkatsiz bir şahsiyet çarpıp geçmiş.  Bunlar çok hızlı hareket edemiyorlar. Uzaktan büyük fare görünümlü, dikkatli bakınca kuyruksuz, daha dikkatli bakınca kirpi olduğu ancak anlaşılıyor. Fareler daha hızlı hareket ediyor hem. Neyse saniyelik süren şaşkınlığımın ardında, onu yolun ortasından kaldırmak istiyorum. Zorlanacağım. Ellerim dışında onu kavrayacak desteğim yok. Bir kirpiyi tutmak, biraz düşünün, riskli, korkutucu belki de tehlikeli. Ama söz konusu ölmüş, yol ortasında tekrar tekrar ölme ihtimali olan bir kirpi ise tüm olasılıklar çürüyor. Onu tek hareketimle tırnaklarımın arasına sıkıştırıp, üç adımda kaldırımın kenarına bırakıyorum. Ve işte her şey o anda başlıyor. Yanımdan geçen araba korna çalıyor ne içindi dönüp bakamıyorum . Onu kaldırımın kenarına bırakıp acilen yoluma devam ediyorum.

Zavallı halinden kaçıyorum belki de! Hatta bir ara onu bırakmak için çöp konteyneri arıyor gözlerim. Onu bir ağacın gölgesine bırakmak, belki de eşeleyip toprağı gömmek hiç aklıma gelmiyor. Yürüyüp çirkin duygular hücum ettikçe zihnime ancak düşünüyorum tüm bunları.

Günün birinde ölümle bende tanışacağım. Ölümsüzlük ya da çok çok uzun yaşamak gibi bir kaygım olmadı hiçbir zaman. Herkes gibi ölmek geride gözü yaşlı sevdiklerini bırakmayı falan düşünüyorum. İşte tam bu düşünce ile şu iki soru geliyor aklıma. Biliyorum çok sevimsiz ve rahatsız edici bir konu ama geldi bir kere yazmasam, sormasam olmaz. Mutlaka nasıl öleceğini düşünmüş, hatta daha ileriye gidip arkasında bıraktıklarını düşünüp gözleri dolmuş hüzünlenmiştir bir çoğumuz . İşte bu duygu hali, kişinin kendine acımasından mı yoksa sevdiklerinin onun için üzüleceğinden mi? Yazmadan önce konuştum cevaplar az çok gelmeye başladı, hadi sizde bir şeyler söyleyin.

Kulaklığı çıkarmışım farkında değilim acıyla birlikte müzikte susmuş, saygımdan olsa gerek!

Kirpinin, ölüm tablosu hala gözlerimde, hepimize tehlikeli gelen iğneler onu daha feci bir ölümden korumuştu, çarpmanın etkisi iç organlara zarar vermiş ki sadece ağzından akan kan dışında uyuyor gibiydi. Zarafetini ölümle de koruyan nadir bir hayvan.  Ölüm tablosu başka yeni bir soruyu getirdi aklıma, en acı halimizde biz ne kadar zarafetli ve güçlüyüz?

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s