Basılmamış Kitapların Yazarı

Çok istediğim o İtalyan kasabasındayım  nihayetinde, şarap için toplanan üzümleri ve kadın kokularını çekiyorum içime, yumuşak içimli bir kahve söylüyorum, güneşe karşı oturup yazmaya başlıyorum. Zihnimin dehlizlerinden kulağıma pıt düşüveriyor o ezgi, hissediyor, duyuyor, mırıldanıyor hatta ritm tutuyorum.  Ait olmasam da o kültüre o coğrafyaya mesele insan diyorum.


Ciao Bella

Stamattina mi sono alzato,
o bella ciao, bella ciao, bella ciao ciao ciao,
Stamattina mi sono alzato
E ho trovato l’invasor.

O partigiano portami via
o bella ciao, bella ciao, bella ciao ciao ciao,
O partigiano portami via
Che mi sento di morir.

 

Hoşçakal Ey Güzel

Bir sabah uyandığımda
o bella ciao, bella ciao, bella ciao ciao ciao,
Bir sabah uyandığımda
İşgalcileri buldum yanı başımda

Ey partizan beni de götür oraya
o bella ciao, bella ciao, bella ciao ciao ciao,
Ey partizan beni de götür oraya
Bende ölmek istiyorum orada

Kahve  leziz, güneş harika. Şimdi yazma vakti. Keşke birileri sorsa ben cevaplasam  ya da  anlatsam karşısımdaki  adam akıllaca dinlese!!

-Mesela, otoriteler üzerine  söylenen bu marş ne kadar engelledi otoriteleri. Sahi otoriteler kötülüğü engeller miydi?  Ya, durun durun otoritenin kendisi zaten kötü değil miydi?

-Sonra hayatımda hiç olmayan şu özel mülkiyet, o olmadan ulaşamayacak mıyım özel amaçlarıma? Yani evim arabam yoksa fakir miyim? Kimdi bu ilk mülkün sahibi? Mülksüzlük hükümsüzlüktür kanımca!

-Evin var mı demişti o dilber dudak yok deyince nasılda düşmüştü yüzünden maskesi ve düşündüm ardından; hayatınıza yeni giren kimseler, hayatınızda var olanı ya artırır ya da eksiltir. Bunu sizde düşünün derim.

-Bir keresinde yakmamıştım sigarasını, bunu bir centilmenlik saymışlar aklım almıyor. Çok kabasın hatta yobaz deyip azarlamıştı kadın beni. Bıyık altından güldüm ona, bendim değil mi toplumu yozlaştıran. Bireysel ahlak toplumları kurtaracakken bendim ahlaksız yobaz kaba öyle mi? Fırlatıp attığın izmaritini saksının dibinden alan bendim! Keşke benim gibi yozlaşsaydı toplum.

-Keyfim yerindeyken nereden geldi bu mesele tadımı kaçırmaya, toplumların değişimi ne ile mümkün demekten alamıyorum  şimdi kendimi? Cevaplarınız geçersiz, susunuz lütfen eyleme dökmediğiniz düşüncenin ne önemi var ki! Ama benim cevap verme hakkım  var çünkü eylemi ile meşgulüm. Eğitim ve değişim. Eğitim çaba, değişim dayanıklılık ister. Güçsüz elenir bu ikisine kavuşamadan. Ve sığ, batmaya yakın yaşamaya devam eder.

”Gerçi toplumsal kalmakta ciddi mesele şu günlerde, içte hiyerarşi, dışta anarşi varken. Duygusal ve akılcı bütünlük ne kadar sağlıklı kalabilir ki, ekonomi çöküşe geçmişken .”

-Haberlerin alt ve öz metni kaos. Siz anlamıyorsunuz. İsyan nihayetinde yeşerdi damarlarda, orantılı isyan iyidir. Çünkü ağlamadan doymadı hiçbir bebeğin karnı! Yaşam kalitemiz, yaşanabilir koşullarımız  yönetilenlerce bize bir lütuf değil, görev olarak sunulmalı. Hakları  alacaklı, ama alamayan, üstüne sürekli yönetene karşı biz hep ama hep borçlu ne saçma bir sistem. Kaosları yaratan onlar,  bizler ise isyankar!

Kahvem soğudu. Bu konular can sıkıcı, güneş süzülüyor dağın yamacında, gecenin karanlığını biraz şarap ve bir kadının gerdanı ancak aydınlatır…

Bugünlük bu kadar olsun…

Hadi gitmeden dinle..Bella Ciao

Basılmamış Kitapların Yazarı” için 2 yorum

  1. Kalemine sağlık diycem ama kalemin sağlıklı olması filan , bazı kalıp cumlelerimiz de ne kadar anlamsız . Ellerine sağlık, kalemine kuvvet, yüreğine ilham…
    Güzel tat biraktin yine damaklarda.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s