GÖLGESİ VE SÖZLERİ

Sözde ben bir insan olmaya geldim” diyor, sazının teline vura vura Usta Arif Sağ. Şimdi gel de bunun üstüne düşünme.

Varoluşu her sorgulamaya koyulduğumda, cahilliğimden midir yoksa sevgimden mi bilmem Tanrı’ya karşı kırılır kalbim. Kimselere açamam içimi bari sen dinle Gölgem. Seninle de konuşuyorum diye delirmiş olmam ya!

Yürüyor ama hiçbir yere varamıyorum bu aralar, gel bu kez seninle bir gezintiye çıkalım. Lüzumsuz bazı detaylar yakalarız belki.

Aslan artık ekmek yemiyor diyor ilk adam, ekmek aslanın ağzında midesinde tüketti ekmeği diye de ekliyor. Bıyık altından gülüyor ikinci adam.

Bu ekmek sevdanız ve cahilliğiniz sonunuz olacak, zengin ekmek mi yiyor dön bir bak diyor.

Ya ne yiyor daş mı? diyor bu kez ilk adam.

İkincinin cevabını dinlemeden uzaklaşalım.

Büyük dudaklıydı ama öpmeyi beceremiyordu hatun, diyor toy bir genç yamacındakilere arzuhal mı yoksa taşlama mı derdi, bilinmez?

”İnsan kokuları siniyor üstüme…”

Yüzyıllardır gelen sakat anlayış nedir bilir misin?diyor bilir kişi dinliyor onu üçü beşi, kulak veriyorum, devam ediyor.

Doğruluğun önünde hiç-bir düşünce çelişmemeli. Gerçeği körlük seviyesindeki bağlılığınız değiştiremez! Adil değilseniz, Aydınlıktan ve Hürriyetten bahsedemezsiniz!!!

-Ne imiş sakat olan? diyor içlerinden birisi, eğilip fısıldar gibi,

Hürriyet gibi bir şey herhalde diyor öteki.

Bilirkişinin kulağı kesik hemen giriyor araya,

Yahu olur mu hiç Hürriyete sakatlık yakıştırılır mı? Asıl sakatlık…

Şehir haydudu basmasa kornaya duyacağım asıl sakatlığı ya boş ver Gölgem biz yürüyelim.

İşte benim adam, elinde ki şişe boş mu dolu mu bilmem lakin sözleri hep dokunaklı dinle bak.

Dün geçti, yarını bilemem, ben düş kurdum sen eğlen. Yolun düşmez sanma, belki hep yazgının yolu benim adımımdan sonradır. Ben bilmem, sen bilmezsin, bilen zaten baki… Dediler ki doldur saki, saki bu ya şerbetti o şarap değil. İçelim mi saki…

Heyhat ! İçesim geldi ya şu kör olası midem tutmayacak olsa…

Sende hep bizimlesin eski sevgili üç kişi yürüyoruz bu yolu, üç kişi el ele tutuşuyor, üç kişi sevişiyor, üç kişi uykuya dalıyor, üç kişi aynı çaydan yudumluyoruz…

Piyesine hazırlanıyor oyuncu, ne ilginç diyalog-muş. Bir kalbe neler sığıyormuş duydun mu? Kendime sormadan edemiyorum hani benim ikinci kalbim. Gülme Gölgem gülme, sendeki kalpte benim ya!

Şu dağlardaki çiçek ben miyim? Mevsimler mi soldurdu insanlar mı?

Ne güzel kulağıma çalındı bu söz, mevsime suç bulma, suyun insandan ise solduran da insandır.

Yol uzun ya dönüş için atlayalım bir otobüse, beklemenin can sıkıcılığını bırakalım bir tarafa, bak kulak ver koyu sohbette şoförler.

–Dışarısı kar içerisi dar, eve başka, işe başka adam olduk birader…

-Allah gönül kışı vermesin, az sabret hele.

– Cepten çıkan parayla, kapıdan çıkan hatun geri gelmez. Bu kış değil de nedir?

Görüyor musun Gölgem, ne mühim mesele şu sevmek…

Her şeyi bitmiş kabul ediyorum her şeyi ama her şeyi. Şimdi hangi güç neyi neresinden yakalayacak ve toparlayacak beni. İnancım tükendi. Denemekten, denenmekten ve savrulup atılmaktan yoruldum. İhtimaller de artık avutmayacak beni. “Kendimi çok sevmem neden yaraladı herkesi” nasıl gözüm kör, kalbim paramparça oldu. Yoruldum. Arkada bırakıp sizi yürümeye çalışacağım…

Kimdi o telefonun ucundaki kişi, kime dertleniyordu bu genç kız. Lakin kendimi çok sevmem kısmı hoşuma gitti.

Basılmamış kitapların yazarından bir paragraf okuyayım sana.

Tam olarak, kibirle doğrulttuğu burunun üzerine düştü. Öyle bir düşüş ki burnu yerinden çıkıverdi. Burnunun ucunu göremiyor sözünü duymadı bir daha. Burnunun direği de sızlamadı, eee haliyle burnunun dikine de gidemedi. En nihayet uzanıp yatağına kapadı gözlerini. İçinden sinsi bir gülümseme, burundan olduysak gözümüz de görmüyor değil ya dedi. Dediği an, gözü hiçbir şey görmüyor, çalındı kulağına, daha o yankı bitmemişti ki öteki kulağı işitti, gözünü kör edecek bu iş…

Ne acayip bir adam bu yazar, şu satırların ahengine bakar mısın?

Düşünce yorgunluğu çöktü üzerimize neyse ki yol açık. Uyku ölümün kardeşidir derler gel biraz ölü verelim de yol bitiversin.Buyur Gölgem ister sağıma geç ister soluma, varacağımız yer nasıl olsa aynı.

Gördün mü ne yazıyor duvarda, ” Kaderime kırgınım…”

Ben de kaderime şunları derdim ;

Olmasını istediğim o kadar çok şey var olmuyorsa, istemediğim bu kadar şey başıma geliyorsa demek ki bunları Tanrı istiyor olanlarda hata yanlış varsa da suçlusu ben değilim. Bundan sonra olacakların da suçlusu ben değilim yani ben suçlu değilim. O dur ya kaderin sahibi Tanrım seni bir öpesim bir de dövesim geliyor. Aman diyeyim Gölgem sen unut bu dediklerimi alimallah gölgene bile güvenmeyi yaşamak istemem…

Rüyamda gördüm, filler bulutlarda yürüyordu. Sen benim böyle yürüdüğüme bakma bir bakmışsın fillere kanat olmuşum… Daha insan olmadan.

Bir dahakine daha da lüzumsuz şeylerden konuşalım olur mu ?

GÖLGESİ VE SÖZLERİ” için 7 yorum

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s