İkinci Manalar

Düşün bir kere ruhuma kanat takıp, yarışıyorum kuşlarla. Süzülüyorlar yanımda yabancı değilim onlara…

Oysa ne kadar yabancıyım ben yurduma…

”İnsan düşünceden ibarettir”.  Yankılanıp duruyor yine bu zehirli söz. Düşünceyi seçtik ve esiri olduk. Duyguları hiçe saydık. Savurup attığımız o duygular için savaşıyoruz şimdi.

Savunsak mı saldırsak mı?  Kim şimdi hangi cephede savaşıyor. Durun durun gücüm yok, savaş kelimesi dahi nefesimi keserken; tarafsız bölgemde yine kuşlarla kanat çırpmayı yeğlerim…

-Kentlerden uzak yerler nasıldır şimdi?

Sahi çıkıp gidebilir miyim ben kentimden, esaret bu kentlilik, kentleşme, yanılıyorsunuz kenetlenme değil bu düpedüz kayboluş,yabancılaşma, hatta yozlaşma. Nasıl oluyor derseniz, hepinizin, hepimizin değişmedi mi huyları?  Günlerce aynı yolu yürüdüm de en nihayetinde alt komşum olduğunu öğrendim o adamın. Bir adım o, bir adım ben. Korktum sendeledi adımlarım bir ara sandım ki takipteyim.  Kalabalık caddeden, aynı sokağa, aynı kaldırıma, aynı apartmana hatta bu kadarı fazla aynı asansöre derken… İniverdi adam. Meğer komşuymuşuz dedi yarım ağız. Tabi ya komşuymuşuz dedim peşi sıra… 

Sahi nasıldır kentlerden uzak yerler?

Şu kent meselesi yine canımı sıktı. Ne diyordu canı sıkılanlar. Unutmak ne güzel, uyku ne güzel, umursamamak ne güzel… Aklıma şıp geliverdi 3 U’lar … Uykuyu çok sevemiyorum o başka…

Yine bir söz çalındı kulağıma, ”Kadın ya kahkahasını gizliyormuş  ya da gözyaşını” .

Zavallı bu kadınlar dediğinizi duyar gibiyim.  Gizlemeyin, dediniz. Duydum. Ama bilmezsiniz, bilemezsiniz hakikatli iştir ağlamak hele gülmek onun hakkını verene ne mutlu!  Hasedinizden korkuyor kadınlar , gizlemesi sırf bu yüzden yoksa, felsefeye lüzum yok.  Aslolan tüm felsefeler çürümüyor mu kadının hakikati karşısında…!?

Biraz olsun, uçup gitti düşünceler, iniş zamanı…

Ayaklarımı yere sağlam basayım evvela, sonra yürümeye başlarım.

Kalabalıkla yürümekten yoruluyor insan, herkes ne çok konuşuyor, anlattıklarından da bir şey anlaşılmıyor ya!  Hemen geliyor cevap ne sıkıcı; ‘Sosyal bir varlıksın bağ kurmak zorundasın’.

Kimin bu fikir, bunu bir öngörü varsayalım. Şimdilik şöyle dursun. Yalnız yürümenin keyfine varalım ilk olarak. Sonra koşar adım serin sulara, yok yok öyle yitip gitmek üzere değil. Serinlemek adı üstünde. Yorgun ayaklarıma can gelsin biraz. Bırakalım bu ikinci manaları.  Yalnız kalmak istiyorum diyorsam yalnız kalmak istiyorumdur. Hepsi bu. Ne depresyon ne sosyal fobi, ne de travmatik vs’ler sadece yalnız kalmak. Çünkü duyamıyorum kalabalığınız da kendimi…

Yine gelirim kuşlar yurdunuza, kah kırmızı bir balon ruhum, kahsa pamuk şekeri; çok hafifim, yumuşacığım. Düşünceler salındı iplerinden,  epeydir koynumda duygularım… 

 

 

İkinci Manalar” için 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s