BEYLE AMELE ”’Emektar kardeşlerimize selam olsun.”’

-Yav Hamza, olmuyor sabahtır gözüm üstünde, iş yapmıyorsun!

– Nasıl iş yapayım Rasim Usta, benim canımdan can gider burada!!

-Hadi hadi uzatma vakit olmuş öğle akşama ne kaldı!!!

-Etme be Usta insan canı bu öğleni, akşamı mı var?

“ Küreği, moloza değil kör talihinin üstüne indiriyordu Hazma.  Fidan gibi uzun boylu, kalın kaşlı, yanık tenli, yarık elli, sakalı saçına karışmış, kah teri, kahsa ağzı kokan, üç evladın babası nasıl oldu diye diye yakındığı dördüncü evladını karısı da ölmeden kucağına almak için can atan garip, garip ki ne garip Amele.

Sabaha karşı sancısı tutmuş, kanaması gelmişti Zehra’nın, hemen yan evdeki yoldaşına haber ulaştırdı Hamza. Apar topar ambulans geldi Zehra’yı alıp hastaneye götürdü. Sabah oldu, çocukları yoldaşın karısına bırakıp işe koyuldu iki Amele. İki gözünün ikisi de arkada işe gitti, Hamza. Biliyordu da diyemiyordu yoldaşı, dese alacaktı ağzının payını, karısının peşi sıra giden adam ertesi gün işinden olurdu. Ölen karın, çocuğun değilse iş bırakılıp gidilmezdi. Daha iki ay önce şeker komasından gitmişti Recep’in babası, mesai bitimini beklemişti gitmek için.

“Baba, canım bu vardır bir giden” cevabını almıştı Ustasından. Hal böyleyken, şükür Zehra ölmemişken şimdi nasıl Usta’ya gidip izin istenirdi.

Gel gör ki Hamza’nın hali hal değildi. Tez geleydi şu akşam varaydı Zehrasının yanına kimseciklerde yoktu başında ne haldeydi kim bilir? Ya çocuklar üçü de emaneten komşuda. Yoktu gurbette kimseleri.

Saat geçmiyor akşam gelmiyordu. Daha fazla tutamadı küreği elinde, sırtlanıp taşıyamadı çimento torbalarını.  Ben kimin için çalışıyorum ki dedi kendi kendine, ya bir şey olursa karıma, doğmamış bebeme?   ”Allah mısınız lan siz başıma” dedi, ağzından nasıl çıktıysa bu cümle herkes işitti. Kendiyle konuştuğunu sanıyordu ama yanılmıştı. Etrafı bir fısıltı aldı. Usta gelip dikildi karşısına Izbandut gibi.

-Kime dedin Aslanım?

Geri adım atmadı Hamza, ezdi geçti Ustasını.

-Ben beyi göreceğim beyi de hele buralarda mı?

-Bey’e lüzum yok ben buradayım.

-İyi ya izin istiyorum karım hastanede başında kimse yok gitmem lazım.

– Lan oğlum devletin hastanesi bu, karını sahipsiz mi bırakırlar?

-Bizim bizden başka kimsemiz yok, gitmem lazım.

Kısa tuttu sözünü Hamza. Usta sinirlendi.

-Bak hele bak deyyusun dediğine Ulan aciz o devlet olmasa sen hastaneye gidemezsin ya!

-Doğru dersinde, benim de doğrum var o devlet çok iyi olsa beni şimdi sana karşı konuşturmaz…

Çok geçmedi ki sesler yükseldi biri tekme tokat girişti Hamza’ya. Karda yürüyüp izini belli etmeyen bey o vakit çıkıp geldi. Burnundan akan kanları kirli gömleğinin koluyla siliyor durdurmaya çalışıyordu Hamza. Kalabalık açılıp beye buyur etti. Gözleri ateş saçıyordu Hamza’nın. Bey gelip dikildi karşısına Devlet gibi…

Elleri cebinde, kısa boyuyla tepeden bakıyordu Hamza’ya.  Sessizlik hakimdi.

-Hayırdır,  diye sordu Bey.

-Ne hayrı beyim, karım hastanede yalnız başına af buyur, kanaması geldi gebe, aklım onda izin istedim Ustamdan olmaz dedi.

-E olmaz tabi, sistem böyle şeylere izin vermiyor ki!!!

-Af buyur beyim ne sistemi, neyin sistemi?

-İşte siz çalışıyorsunuz biz takip ediyoruz falan dengeyi sağlamak için sistemleşiyoruz.

-Beyim biz makine miyiz? Bugün izin verirsin yarına yüz kürek fazla atarım, olmadı yevmiyemden kesersin.

-Sistem buna da izin vermez!

-Beyim yokluktu, çokluktu okuyamadık ama cahilde değiliz. Sistem diye elimizi kolumuzu bağlayıp bizi muhtaç edersiniz hangi kitap da yazar bu?

-Okusaydın bunlar olmazdı…

-Okuyan Bey, okumayan Amele, parası olan Bey, olmayan Amele!  Sen de ki her ikisini toplasak İnsan etmiyor ya. Şimdi bırakıp gidiyorum Beyim, rızkım senin sisteminden midir benim gücümden mi?

Erken doğum yapan karısının yanına suçlu suçlu yaklaşıp, yarına iş bakacağım dedi Hamza ama seni de boşlamam öyle konuşacağım, ha bak kızımıza da isim buldum.

Sisteme karşı ‘’Sitem’’ olsun ismi…

 

Not: Aşık Mahzuninin kalp diliyle yazdığı, Selda Bağcanın yana yakıla söylediği Yuh Yuh  Türküsünü okurken dinleyin derim.

Bağrımızdan kopup gelen Sistemlere Sitemle…

BEYLE AMELE ”’Emektar kardeşlerimize selam olsun.”’” için 19 yorum

      1. Sistemin diş gıcırtıları arasında çığlıkları sessiz sedasız çiğneniyor. Umarım bir gün güzel günleri görecek göz bebeklerine sahip oluruz.🙏

        Beğen

          1. Umarım bir gün ciğerleri kot taşlarken ya da kömür yataklarında veya iş peşinde koştururken öksürmekten değil de sevdalısı olduklarının yanında saçlarının kokusunu özgürce çekebildikleri dünya için var olurlar.

            Beğen

                    1. Akmasın, yazılanlar okunsun,hatta hep okunsun ki aydınlansın insanoğlu. Gerçek okuma anlamını bulunca, topla tüfekle değil, emek ve düşünce ile kazanılacak dünya!

                      Liked by 1 kişi

                    2. Ütopyalarımız gerçek olsa dünyayı çiçekler ve gülecekler saracak ve elbet bir gün gerçekten ölürken güleceğiz inşallah

                      Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s