MIKRIS

Uzak köylerin birinde,  bir ana oğul yaşarmış.

Hep ”Yedi ceddim” diyerek sözlerine başlarmış ana. Geçmişiyle övünmeyi, marifet sayarmış. Aynı köyde doğmak, aynı köyde evlenmek, hatta aynı köylüyle evlenip orada evladını yetiştirmek, herkesin başaracağı şey değilmiş. Geçmişi gibi bu durumu ile de övünüp dururmuş. 

Yalnız ölmeyi hiç işin içine katmazmış. Aynı köyde de öleyim sözü hiç duyulmamış ağzından. Bir taziyeye denk geldiğinde, ölüm üzerine tüm sohbetlerden kaçarmış. Az buçuk densizlik edip ”sen ne dersin Mıkrıs” diyenlere de; ”meraklısı ölsün” der, sorana sorduğuna pişman edermiş.

Anasının izinden gidemeyen bir oğul varmış ortada. O ne yapsa anası tam tersi… Yıllar böylece geçip gitmiş. Görüp de öğreneceği, başka bir yakını yokmuş ortada. Bir sabah uyanamamış baba, sebebi bilinmemiş ölümünün. Bu adam da neden öldü diye soran olmamış. Kendini tanıdığı günden beri babasız büyümüş oğul.

Görüp, kabul edip, sormadan, öğrenmeden, başına buyruk yaşamayı seçmiş. Anasına ”Mıkrıs ” denmesini olduğu gibi kabul etmiş, sormamış sana neden böyle diyorlar diye. Sonra, sonra anlamış ne kadar yerinde bir hitap olduğunu. Varyemez bir ana ile yaşamaya çalışmış hep, nereden yolunu bulup söylense hep kazanç, hep tutumdan bahsedermiş anası.

Hikâye budur ya anlat anlat bitmez. Ben size en vurucu yeri anlatayım kâfi…

Mevsim sonbahara dönmüş, köylüler yavaş yavaş evlere doğru çekilmeye başlamış. Herkesi tatlı bir telaş almış. Bir tek bu anne oğlun evi sessiz sedasız kışa hazırlanıyormuş.

Yağmurun habercisi bulutların, gökyüzünde dolaştığı bir öğleden sonra kapıları vurulmuş. Komşuda aşure yapılmış, elinde iki tabakla komşunun oğlu gelip  dikilivermiş karşılarına. Olacak iş değil. Oğul kendini bildi bileli, ne bu evden bir tabak komşuya gitmiş, ne de komşudan gelmiş. Öylece bakıp kalmış komşu oğlunun yüzüne. Sessizliğe anası çıkıp gelmiş. Olanları görünce ”nereden icap etti bu şimdi” deyip eliyle yollamış komşu oğlunu. 

Komşu oğlu direnmiş, ” Biz konuştuk, Hasan çok severmiş aşureyi onun için getirdiydim ben” ana oğluna tehditkâr bir bakış atıvermiş. Kaptığı gibi tabakları fırlamış Hasan. Komşu oğlu elinde boş tepsi  alaycı gülüşle  dönüp gitmiş. Olanca hışımla, kapıyı kapayıp içeri gelen ana başlamış oğluna veryansına. Kim duyar nefessiz kaşıklıyormuş oğlu güzelim aşureleri. 

Ertesi sabah, boşalan tabaklar için Hasan kümese yumurta almaya gitmiş. Hasan’ın evden çıktığını düşünen ana, komşunun oğluna el edip  tutuşturmuş boş tabakları. Hasan bu ya elinde yumurtalar, ne oluyor der gibi dikilmiş anasının  karşısına. Komşunun oğlu bir hadise çıkmasından korkup, tabakları aldığı gibi yürümeye başlamış…

Hasan peşi sıra gidip boş tabaklara bırakmış yumurtayı. Onun peşine  ”Mıkrıs” yapıştığı gibi komşu oğlunun yakasına durdurmuş. Kaptığı gibi yumurtaları da tabağı da alaşağı etmiş. Sokağın ortasında insanlar toplaşmaya, ana oğul birbirine girmeye başlamış. 

… Mıkrıs ana yere yığılıp ”heba oldu yumurtlarım diye dövünmeye başlamış”. Dövünse ne yazar, o giden yumurtaya yansın, Hasan yerle bir olan itibarına üzülüyormuş.

Sessizce eve girip, ceketini ve su testisini alıp çıkmış oğul. Ardı sıra bakanlar üzülüyor biraz da kızıyormuş Hasana, bu Mıkrısı durdurmak için çok geç kaldığına…

Yürürken düşünüyor, düşündükçe kızıyor, kızdıkça aklına türlü şeyler geliyormuş Hasanın. El âleme rezil olmak şöyle dursun, niye böyleydi bu anası en çokta karşısına geçip bunu ona soramadığına kızıyormuş.

Hadisenin üzerinden günler geçiyor eve dönemiyormuş Hasan. Tarlaya gelen komşu oğlu uzun laf etmeden ‘’Anan yakıp yıkıyor ortalığı, o değil bizi suçluyor, gel de çıkalım bu işin içinden’’ deyiverince evin yolunu tutmuş mecbur…

Ortalık yatışınca, derdin ortadan kaybolan oğlan olmadığı anlaşılmış İlk gelen yağmurlar çatıdan eve su sızdırmış, birçok şey bu sızıntı fark edilene kadar ziyan olmuş. İş bu ya su da yolunu bulup kilere inmiş. Ustaya para verip de yaptırmaya ne hacet, Hasan eve dönse bu iş elinden gelirmiş. Hasan dönmüş, anasının niyeti açığa çıkmış.

Hasan yol buyunca peşini sürdüğü duygularını harekete geçireceğine ant etmiş. Çatıya çıkıp saatler geçirmiş sonra inip geçmiş odasına.

O gece olanlar olmuş, gök yarılmış sanki köy yıllardır görmediği yağmuru görmüş. Anası derin uykuda, Hasan gözünü kırpmadan sabahı beklemiş. İçi geçip uykuya dalmış, kapısının yumruklanmasıyla uyanmış.  Kileri de yan odasını da su basmış, fırtına şimşek derken bir tarafı çöküvermiş çatının.

Ahaliyi ayağa kaldırmış Mıkrıs, ‘’bakın hele şu Gocamanın ettiğine’’. Gelen giden yapma etme ayıptır dese da fayda etmemiş. Yağmur durup evin akıbeti belli olunca, öfkeyle paltosunu alıp köyün hocasına gitmiş. Kapıyı vurduğu gibi gelip dikilmiş hoca karşısına bu kapıyı ilk vuruşu değilmiş. Komşunun tavuğu buğdayımı kekeledi, ağaçtan düşen incirimi toplamışlar, tarlayı sürdüler taşını benden yana attılar, daha bunun gibi olur olmaz şikâyetle hep vurulmuş hocanın kapısı. Herkes haksız bir Mıkrıs haklıymış tüm davalarında.

‘’Hayırdır’’ demiş hoca, ‘’hayrımı kaldı hoca ocağım başıma yıkıldı’’.  Hoca hadiseyi bilmiyor tabi. ‘’Gel hele soluklan da anlat’’ deyip incelik etmiş. Görenler şahit hop oturuyor hop kalkıyormuş Mıkrıs. Yağmurun çatısını deldiğini, yetmedi rüzgârın tuğlaları uçurduğunu, kilerde ne var ne yok su altında kaldığını öfkeyle anlatmış.

Hoca uzatmadan ‘’Kimi şikâyet ediyorsun söyle’’ , hoca sözünü tamamlayamadan başlamış Mıkrıs, ‘’ kimi olacak Gocamanı onca ev dururken olanca yağmuru çatıma indirdi ne istedi ben gibi garip duldan.’’ Hoca hiddetle ‘’Tövbe de bacım o nasıl laf olacak iş mi?’’

Gocaman dedikleri, Yüce Yaratıcıdan başkası değilmiş. Gelip de Allah’ı yağdırdığı yağmurdan dolayı Hoca’ya şikâyet ediyormuş Mıkrıs.

Söze yola gelmeyen bu kadına, akıllı ve sakin bir adam olan hoca, ‘’Sen tedbirini aldın mı yağmur öncesi, bu şikâyete hakkın olsun’’ diye soruvermiş. Öfkesinden kuduran Mıkrıs, ‘’Aldım ya almaz olur muyum koca gün çatıda uğraştı yavrucağım ‘’. Hoca uzatmamış ‘’Çağırın Hasanı gelsin, işi yapana soralım’’ ortalığı yeni bir telaş almış. Çok sürmemiş Hasan çıkıp gelmiş.

Hoca tam karşısına geçip gözlerini nişan alıp sormuş Hasana ‘’Yağmur için tedbirini iyi aldın mı evlat’’. Hocanın sözü bittiği vakit ortalığı bir sessizlik sarmış, Dünya malına tapan, yiyip de doymayan, hiç ölmeyeceğim sanan bu ananın garip oğlu ne cevap vermiş hocaya?

Hasan,  benzi atmış, soğukkanlı ve herkese mesafeli ‘’Benim çatıya gücüm yetmedi Hocam’’ deyip de susuvermiş…

MIKRIS” için 44 yorum

    1. Uzun zamandır anasına bir ders vermek istiyordu. Çatıya çıkıp oyalandı. Yapmadan indi. Canı kadar malını seven anasına canının yanacağı bir zarar vermek istedi. Benim anamı düzeltmeye de çatıyı düzeltmeye de gücüm yetmedi. Ama ilahi hak hakkında geldi….

      Liked by 2 people

              1. he anladım o kadarını da.. insanın insana ders adı altında bile can acıtıcı bir şey yapmasını aklım almıyor. Ne büyük bir had aşması.. ya da bana öyle geliyor.

                Beğen

  1. ama ellerine sağlık sevimli ve zeki bir yazıydı. kafam dağılsın diye çok okuyorum bu bir kaç gündür. Film seyredeyim biraz da.. dolunayın enerjisi vurmaya başladı zağar…

    Beğen

              1. Bunu okuyunca Cem Yılmazın Süpermen taklidi gibi yukardan inmiş gibi pat diye ayaklarım ile inmiş gibi ve yürüyerek sahneye girdim sanki 🙂 ne hayalciyim yahu … 🙂

                Beğen

                    1. Çok fenasın. Önerdiğin filmi şimdi bitirdim: kum teknesiyle Adriyetiğe gidiyorum hala… Ve çok mutlu ve umutluyum! 😉

                      Beğen

                    2. Aşkı kim sevmez ki… Hele ki fedalar korkaklıklar ve cesaretler ile birlikte olabilenlerin şerefine! 😉

                      Beğen

                    3. Bu aşk derken? Ben aşkın kendisini seviyorum elbette vücut bulan beden, olay ve nesneler de dahil.. ya da sebep diyelim.. İNSAN ENERJİSİNİN EN ÜST OKTAVIDIR; AŞK! 😉

                      Beğen

                    4. Aşkın doğası imkanlıdır, zamanı ve cesareti ile seni arkandan itiverir ve o kum teknesinin içinde Adriyetiğe giderken bulursun kendini… Yeter ki o aşkı bulduğunda üç paraya takas etme, aşk bir yolunu bulur aşıklar o yolu izlesin yeter!

                      Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s