” Ayna “

Ayna’nın karşısına geçip konuşmaya başladı son günlerde.

Öyle ulu orta üstelik!!!

Gözlerimizi kocaman açmış onu seyrediyoruz. Umurunda değiliz. Öyle cümleler kuruyor ki kulak tıkıyoruz artık. Çok değil on dakika sürüyor bu seansı. Sonra hiçbir şey olmamış gibi, ”yemekte ne var” diyor.

Hayır dayanamayıp sorduk;

-neden odan da yapmıyorsun bu işi?

-hangi işi?

– canım şu aynayla konuşma işini,

-haa şu mesele (sırıtarak) salonun ortasında bu canım ayna dururken ayıp olmaz mı odama geçmem. Üstelik tüm örtülü gerçekleri o görüyor, hem belki sizde feyiz alırsınız sıraya koyarız bu işi.

Gülüyor densiz herif.

Ne olduysa yurt dışı gezisinden sonra oldu. Bilmem ne çalışması için, Paraguay’a gitti yahu memleketin ismi yeter sonra geldi bir alem bizim oğlan. Otuz iki yılın gülüşünü toplamış yüzüne ne desek gülüyor, o gömleği ütülemedim gülüyor, yok bu kez içine tereyağı koyamadım gülüyor, o taksiti bu ay sen ödeyiver gülüyor. Hayır ne olabilir ki hangi sihirli değnek dokundu bilmem. Ben yıllarca yontamadım bu sivrilikleri çocuk peyder pey yeniliyor kendini.

Şu ayna meselesinden önce bir pot kırdı ki sormayın, ben öyle diyorum tabi ama ona sorsanız çok başka başka cümlelerle açıklıyor. İki kat aşağımızda genç bir dul hanım oturuyor ne yalan söyleyeyim acayip güzel, kadınlığımla hayranım ona. Meğer bizim oğlan tam altı yıldır aşıkmış bu kadına, hayır adam görevde ölmese bizim oğlanın işi bu ölümde diyeceğim ama talihsiz adam öyle trajikomik gitmiş ki neyse konuyu dağıtmayayım.

İki yıldır dul hanımcağız, ”evlenmem ne lüzum var ki” demişti bir kere laf arasında. Bizimki yatmış kalkmış kadını dilemiş ama cesaret edememiş tabi. E, bir de oğlu var sekiz dokuz yaşlarında bir şey. Gelir gelmez çat kapı gitmiş kadına bu, demiş böyle böyle altı yıl iyi sabrettim, hazır engelimiz de yok ne dersin? Daha ne laf etti bilmem bize özet geçtiği bu. Kadıncağız usulünce olsun gönder annenleri demiş. Neyse, şimdi nişanlılar bizi de tesiri altına aldı ki takıverdik yüzükleri, gel gelim şu ayna meselesine. Karşısınına geçip bülbül gibi şakıyor mübarek. Bana dokundurdu geçenlerde.

”Öyle işte sevgili ayna, annem göğüsleri çok sarkacağından korkup beni daha 4 aylıkken sütten kesmiş ya sen bunu biliyor muydun? ” Kaçacak delik aradım. Yalan yok bu doğru gençlik belki de cahillik. Evin içinde, kimde ne var ne yok dökülüp saçılıyor her gün. Sır perdeleri kalkıyor bir bir. Meğer neler gizlermişiz birbirimizden. Rahatsız oluyoruz ama bir taraftan da rahatlıyoruz. Hepimiz aynı anda yahu sen ne eğitimi aldın orada diyoruz ”aydınlandım işte sizi de aydınlatıyorum ya” diyor. Ayna’ya kusmak mıymış ne ise bu iş vallahi hepimizi epey bi yüreklendirdi.

Geçenlerde karşısında buldum kendimi, sık sık huzur evine gitme yalanını artık itiraf edeyim de bir rahatlayayım. Hayır ikinci baharı yaşamak ne diye ayıp olsun canım. Cümlemi bitirmeye varmadı bitiverdi oğlan yanımda.

”Hayır zaten sizi çay bahçesinde görmüştüm anne ama olsun ayna seni de aydınlatıyor.”O değilde, aynanın bir gün çatlayacağından korkuyorum…

(:

” Ayna “” için 5 yorum

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s