O AN


      Onu ilk kez, baharı kutlama festivalinde gördüm. Elinde kurabiyeler konuklara dağıtıyordu. Gülerken, yanağında beliren gamzeden alamıyordum kendimi, sürekli gülüyor, gülümsüyordu. Dudaklarının yanında başlayan gülücükler gözlerine, gözlerinden şakaklarına, oradan dalgalı saçlarına varıyordu. Saçlarının her teli ışıl ışıldı sanki. Yanına doğru yürümeye başladım, niyetim ona yakın durmaktı.  Elindeki kurabiyelerden bana da uzatmasını istiyordum, o an yakalayabilirdim gözlerini.  Bir adım daha atıp hemen yanında durdum, evet başını çevirdiği an karşısındaydım.

  O an, birisi seslendi, buda nereden çıkmıştı şimdi. İki adım ötemdeki kişinin yanına gidiyordu; ama bu gidiş o kadar uzun sürdü ki, zihnim geri dönmeyeceğini zonklayıp durdu.  Ama kalbim, başını geri çevirdiği vakit gözlerinin gözlerime çarpacağını söylüyordu. Hangisi olacaktı? Ve uzaklaştı, başka başka birileri derken gözden kayboldu. Bu fırsatı kaçırmıştım. Ama pes etmek yoktu. Uzaklarda gözlerim onu arayıp durdu.

Gün batımından sonra, kamp kuranlar için, ateş yakılmaya başlanmıştı. Festival devam ediyordu…

Onu bu kez ateşin başında, kahve yaparken gördüm. Saçlarını tepesin de toplamış, yine gülücükler saçarak kahvesini yapıyordu. Sağlam bir kampçı olduğunu fark ettim. Ve dönüp kendime baktım. Ben doğaya uzak, tembel, üstü başı kirlenmeyen, neredeyse dizi bükülmeyen bir adamım.

Ama bir şey olmalıydı, zıt kutupları bir araya getiren o kıvılcım beni de bulmalıydı.  Kamp ateşinde kahve; o ve ben çılgınca, evet biz tam olarak bu olabilirdik. Ben aracımın ön koltuğunda onu izleyip bunları düşünürken ne kadar mümkündü acaba? Ona göre bir yabancı, aslında, cesareti olmayan bir korkağım. Buradan hemen ayrılmalıyım bu duruma dayanamıyorum.

Elinde kurabiye tepsileri, kamp ateşin de kahve yapan o kızı unutamıyorum. Aradan iki ay hatta daha fazla zaman geçti.  Onun hayali ile yaşıyorum, birlikte uyanıyor; kahvaltı ediyor, onu işe bırakıyor, akşam için bir şeyler planlıyor, hatta hafta sonları ormana bazen uzaklara kampa gidiyoruz.  Acımasız bir hayaldi bu, aşırı derece hissedilen ama aslı olmayan, dokunduğunda yanında olmayan aslında hiç olmayan. Bunu bana, ona, bize yapmamalıyım.

Büyük uğraşlar sonunda ortak bir arkadaşımız olduğunu, onun doğum günü için partiye katılacağını öğrendim. Tam fırsattı, artık ne olacaksa olmalıydı. Elimden gelenin daha fazlası için dahice planlar kurmaya başladım.

Hazırdım, partiye gidecek, doğum günü pastası gelmeden önce, ona söylemem gereken her şeyi söyleyecektim. Oradaydım, acayip heyecanlı, selam verenleri dahi tanıyamayacak kadar heyecanlı. Dışarısı içerisi deli gibi dolanıp durdum, görünürde yoktu, uzun sürede kapının girişin de bekledim. Sürekli olarak beynim ve kalbim yer değiştiriyordu. Gelmeyecek, bekleme. Saçmalama tabi ki gelecek, sen neler konuşacağını hatırla. Berbat bir haldeyim. Daha fazla dayanamayacağım.

Evet, ayrılıyorum. Doğum günü kızının yanına gidip onu kutluyorum. Hayır gidemezsin pastam geliyor diyor. Lanet pasta kötü zamanlama.  Olduğum yere çakılıyorum.

Her şeyi ama her şeyi unuttuğum o an, karşımda, sanki bana doğru geliyor, az sonra boynuma sarılıp geciktiğim için üzgünüm sevgilim diyecek gibi.  Evrenin bütün güçleri hepiniz birleşip bunu neden benim için yapmıyorsunuz ki?

Yürümeye başlıyor, bu fırsatı kaçırmayacağım kampçı kız, hızlı adımlarla tam önüne geçip, karşısına dikiliyorum. Gözleri, alt üst oldum bunu beklemiyordum. Menekşenin tomurcuklarına birer damla bal oturtulmuş sanki, biraz gün doğumu, biraz gün batımı öyle alıp götüren türden. Ne söyleyecektim ben, planladığım tüm o cümleler neredeler. Yoklar, belki de hiç olmadılar. Olmamalıydılar. Gülümseyerek başını sallıyor.

“Uzun zamandır benimle ilgilenmiyorsun.”  Tam olarak söyleyebildiğim cümle bu. Gülmeye başlıyor, doğru cümlemi bu ne yaptım şimdi ben?

Koluma girip, “Hadi o kocaman pastadan yiyelim” diyor. Saatler sonra ancak kendimi anlatmayı başardım. Masadayız, yan yana. Bana “Seninle ilgileneceğim” dedi.Buraya da hiç susmayan beni dinlediği için yorgun düşmüş bir sevgili anısı bırakalım.

Bitmeyen o an..

O AN” için 5 yorum

  1. Biz tasvir deriz ama yeni adı betimleme sanırım mükemmel ötesi olmuş resmen gözümün önünde canlandı. Otorite değilim elbette ama bir okuyucu olarak çok başarılı buldum yani çok sevdim.👍😊

    Liked by 1 kişi

  2. Ah ah o ne ki, birde sözün susup gözün manayı haykırışını düşünsene. Bir bakışla başlıyor tüm mesele, ‘sen de çok güzel baktın bu hikayeye, teşekkürler.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s