Sardunya’lar…

   Ölümün kabul edilmez sancısıyla boğuşuyordum.  Doğmak , öncesi bilinmez  zamansızlık bir gizemdi, geldik dünyaya  ya ölüm onu bıraksalardı ya irademize, vakitlice ölebilseydi ya herkes…

Mesela  kim ne vakit istiyorsa o zaman ölseydi. Ben çift ölmek isterdim  Asuman’ımla bana da danışılsaydı hatta bize, hazırlanın şu vakitte alınacak canlarınız denseydi.  Olmadı doğmak gibi ölüm de vakitsiz geldi… Sevimsiz, soğuk ve acımasız…



“Avluya vuruyordu sabah güneşi, önce çayı koydum ocağa, atlayıp bisikletime çay kaynayana kadar alıp geldim ekmeği bakkaldan. Küçük hareketlerle tüm marifetimle, dilimleyip ekmekleri incecik, peyniri zeytini sıraladım tabaklara. Çay demini aldı mı yumurta tavasını koyardım hemen…   Mutfaktan yatak odasına tatlı nidalar atıp uyandırıyordum can yoldaşımı, ses gelmeyince bir tık uzatıyordum  olmadı biraz daha ahenk katıyordum. Yok, illa yanıma gel öp de uyandır istiyordu öyle mi. Öyle olsun sultanım.”

İşte tüm bunların yine yaşanacağı bir sabaha uyanmak isterdim. Ne kadar istek cümlelerimiz var şu hayatta. Sonsuz, isteklerimiz kâinatla yarışıyor, ucu bucağı yok. Olmuyor çoğu zaman ya, işte onun için çoğalıyor istekler . Yok, ben uslandım artık, yani azıcık isteklerim var o kadar. Senin olduğun sabahlara  uyanmak istediğim gibi. Ama yok olmuyor dedim ya. Olmuyor.

Asuman gideli yıl değil daha 47 gün oldu alışmaya çalışıyorum. Ben bu sözün bu kadar hazin olduğunu bilmezdim başıma gelene kadar. Yeni bir işe alışmak, yeni koltuğuna alışmak, soğuyan havaya alışmak gibi değil. Artık hiç olmayana alışıyorsun, alışmak zorundasın bir yerde.  Zorluyorum, ama hala alışmaya çalışıyorum kısmındayım hatta girişlerin de daha ilk basamağında.   Ne diyordum ben. İşte özlemini çektiğim sabahlara uyanmak vardı ya olmuyor işte.

Bakkala taze ekmek almaya gitmiyorum, mühim mi tazelik boğazımdan geçmiyor ki ha bayatı ha tazesi ekmek işte karnın doydukça, yok öyle rafadan yumurtalar. Tavayı ocağa oturtmuyorum.  Çayın suyu kaynıyor demini çoktan alıyor acımaya geçiyor da içmek ancak aklıma geliyor. Nidalar yok artık bu evde. Köşe bucak bomboş. Çıt çıkmıyor. İçime akıyor sesim uyanmasam diyorum bazen hem uyanacağım da ne olacak.

Uyanınca her sabah böyle isteksiz, böyle paramparça mutsuz  ve yalnız. Elimle yokluyorum yanımı bozulmamış yastığın, kırışmamış hiç. Zaten pek kibar uyurdun biz uykuya dalana kadar kumrular gibi bakışır mırıldanırdık sonra bizi birbirimize gösteren gözlerle, hep güzel sözler işittiğimiz kulaklarımıza, naif seslerin sahibi ağızlarımıza dokunmanın verdiği güven için ellerimize kalbimize her zerremize şükredip dalardık uykuya. Ne oldu be Asuman’ım şükrümüzü  mü ihmal ettik ne oldu da eksik kaldık, sen orada ben burada?Hani duamızdı inşallah birlikte acı çekmeden aynı anda. Vakitsiz mi dua etmiştik. O kadar inandığımız dualarımız ; Oysa tamdı dualara inancımız.

İşte ben her sabah bunları düşünüyorum. Ayaklandığım vakit anılar hücum ediyor. Balkon kapısı açılmamış görüyorum yaz kış demez oksijen şart der açardın bak kapalı kapılara uyanıyorum. Sonra esintiye karşı gelir şekerleme yapardın, bende çayı ocağa koymak için kalkardım. Kapı açılmadıysa çayı ocağa koymanın ne önemi var.  Saksıda ki çiçeklerin de ben gibi mahzun bükmüşler boyunlarını, senin sesinden bir şeyler fısıldıyorum onlara, vakitlice veriyorum sularını, sardunya’lar filiz vermiş bak görüyor musun, hem de beyaz saksıdakiler  en sevdiğin. Senin gözdendi onlar yaz kış demeden açan, tutkulu hayata sıkı sıkıya sarılmış. Güçlü, anaç bunlar ha bire filizliyor diyordun her renk her rengi süslesin evimizi istiyordun. Hele şu beyaz saksıdaki   gelin gibi süzülüyor yine nazlanıyor bana…

Gelinlerin üzgün Asuman yeni filizlerine rağmen üzgün.

Arada süpürge tutuyorum eve, cadde üstü bu ev tüm toz evde diyerek söyleniyordun hep her gün mutlaka o süpürgenin sesi yankılanıyordu evde. Söylenmiyorum, söylenemiyorum senin gibi ama açıyorum ağır ağır dolaşıyorum tüm evi toz olmuş olmamış senin izlerini takip ediyorum. İyi geliyor bana. Her akşam çöpleri topluyorum çok çöpüm çıkmıyor ama olsun yapıyorum. Sabaha kadar koku yaymasın eve derdin aynını yapıyorum.

Çamaşırları katlayamıyorum senin gibi hele ütü bıraktığın yerde, ona dokunamıyorum bile . Sen ütüleyince güzeldi bu gömlekler üzerim de .  Kirli değiller yahu, ter altı üstü derdim hani. Olur mu öyle bir gün öncesinin izi bu izler arada silinmeli derdin de atardın yıkamaya, işte ben inatla kaçıyorum o silme işinden. Ötesi berisi sen zihnimin ne mümkün silmek hem niye sileyim ne için sileyim. Kucaklaşıp hasretimi gideriyorum onlarla.  Kirli kalsın gömlekler pek mühim değiller artık…

Kahvaltı etmedim Asuman ilaç saatim de geçiyor burada olsan şimdi ne kızardın. Derdin ya niyetin beni bırakıp gitmek mi  ne diye içmiyorsun ilaçlarını. İyi miyim sanıyorsun şimdi?!

Sen de gittiğine göre ne diye içeyim o meretleri? Kızma vallahi inat ettim içmeyeceğim. Gün öğleyi ardından akşamı bulacak. O değil de gece derin gece korkunç sabah gelmiyor. Dönmüyor yelkovan çakılıp kalıyor yerin de. Uyku da tutmuyor üstüne. Oturduğun koltuğuna, bakıyorum tarağına, diş fırçana, çift duran ev terliklerine, mutfakta tezgâhın başında ki sana ben nasıl uyuyayım söyle Asuman.

Çocuklar ararlar sırasıyla aynı cümleleri tekrar eder dururuz yine, geçer babacığım, geçmiyor kızım, iyi misin baba iyidir oğlum kötüye gidiyorum aslında. Bir eksiğin var mı dedeciğim, var lakin o eksiğin tedariki yok be evlat. İşte böyle  ben böyleyim. Biz böyleyiz.

Sardunya’lar gibiyim. En sevdiğin. Ama saksısından sökülmüş, toprağı silkelenmiş. Suyu çekilmiş, güneşten uzak karanlık bir köşeye bırakılmış. Öyle işte… Kötüleşen bir sardunya…

Sardunya’lar…” için 8 yorum

  1. Kendimi bildim bileli söylerdim bu düşüncenizi. İnsanın sevdiğinle beraber ölebilmesi, ütopik de olsa güzel bir durum. Tabii her iki taraf da aynı düşüncedeyse. Zira arkada kalana hayat çok zor olabiliyor.
    İçimi acıtan bir öykü. Gözyaşlarımdan okumakta güçlük çektim.
    Yüreğinize, kaleminize sağlık!

    Beğen

    1. Acıtan bir duygu olmuş ama olsun, insan severken canı acısın fena mı? Ama çok sevmekten ve sevilmekten olsun bu! Belki dediğim ve özlemini çektiğim bir duygu idi düşünüp yazdım. Ama dediğiniz gibi insanın sevdiği ile olsun en güzeli bu.

      Liked by 1 kişi

  2. Yaşamış gibi yazmışsın, ben de okurken yaşamış gibi hissettim. Boğazıma bir şeyler oturdu . Teşekkürler , iyi ki paylaştın, iyi ki okudum. 💐

    Beğen

  3. Sevenler için zamansız gelir ayrılık. Zaman zaman ben de eşime söylerim, arkada kalmak zor olur. Ben babamda yaşadım iyi bilirim. 😔
    Bakma sen bana kalemine sağlık.🌺🌺

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s