Tebessüm

Askerdeki ağabeyine, isteği üzerine mektup yollamaya gitmişti…

Mektubu yazan sevdalısı idi, el alem ne der, aman yakalanmayayım diye  bir gün önceden getirip vermişti kızcağız mektubu. Eli yüreğinde kaçıp gitmişti. 

Gece yastığının altına koyup, düşünmeye koyuldu. Benimde sevdiğim olsa askere gitse benden mektup istese yazar mıydım?  Az daha açıp okuyacaktı mektubu, neymiş bu sevdalık okusa da öğrense!

Kederle bir iç çekip uykuya daldı. Gün ağarmaya yakın kapı vuruldu, mektubu yastığın altından alıp koydu göğsüne, emanetti, beklerdi ağabeyi,yazık kızda cevabını. Sabah ayazında kimdi bu gelen, kapı açılıp gelene buyur edilmişti bile.  Sesler işitti. Çay koy hele dediler, çayı bile elinden alıp götürdüler. Şaştı kimdi bu gelen? 

Güneş tepelere süzülüp yayıldı köyün üstüne, kasabaya gideceğim dedi. Ayda bir kasabaya gitmeye izni vardı. Kendine çeyiz, dikişlik olmadı entari bir şeyler alır gelirdi. Bunlar bahanesiydi tam sekiz aydır hiç sekmez ağabeyinin talimatı üzere kasabaya gider, gelen mektup varsa alır, gideceği yollardı. 

Bugünde o günlerden biriydi sadece. Memura gidip halini arz etti, önce gelen mektubu aldı, ardından yeni yazılan mektubu verdi. Hafif bir tebessümleştiler.  Memur sevdiğine yolladığını düşündü belli ki, yoksa ne diye tebessüm etsindi. Tebessümü omuzlarına oradan yüreğine yayılmaya başladı. Al al yanıyordu yanakları. Çarşı pazar uçup gitti aklından. Gelecek mektubu iple çekecek, o tebessüme yine talip olacaktı. 

Minibüse bindiği vakit arkadan bir el indi omzuna, ağırlığı altında eziliyordu o elin. Tanıyordu bu eli, niye dönüp de hayırdır  diyemiyordu, sen misin ağabeyim diyemiyordu? Yol bitti, omzunun ağırlığı geçmedi. 

Eve koşar adım girdiler, kapıdan başladı ilk darbesi ne oluyor diyebildi ancak canının acısıyla, sonra bir babası bir ağabeyi okudu canına, durmadı gelip gelip sitemini etti anası, sütü de haramdı üstelik. 

Geceye doğru hadise anlaşıldı. Mektup.

Askerde ki ağabeyin ayıp olur diye herkesten gizlediği sevdalığı kız kardeşin başına iş açmıştı. Bir gün önce bırakılan mektubu kızın kardeşi görüp babasına yetiştirir, olay evvela o evde patlak verir, kız önce dövülür sonra dinlenir, can korkusu benim değil onun mektuplarıydı bana yazmam için yalvardı, yazıp yazıp ona veriyordum.

İnanırlar ve sabahı zor bekleyip kapıya dayanırlar kızınıza sahip çıkın bizim kızında peşini bıraksın derler. 

Ayıp iştir bu olanlar, namus işidir, bir kız gönlüne ne diye oynaş bulmuştur? Belini kırar oturturlar onu yerinde.  Acısına, utancına rağmen ses etmez kız kardeş. Arayın da anlatsın ağabeyim demez, yalan söylüyor o kız besbelli onun mektubu bu demez, nasıl korkmuştur kim bilir? 

Gece yastığa göz yaşlarıyla koyar başını, artık mektup elçiliği yoktur, kasabaya gidilmez, postaneye varılmaz, ona artık tebessüm edecek kimse yoktur…

Tebessüm” için 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s