SEMENDEL KUŞU

“Ateşe ancak, ateşte yumurtlayan, yavrulayan ateşte oturup kalkan, Semendel Kuşu dayanır. Sıkıntı, mücadele, zorluklara göğüs germe kaza ve kader balyozları-na katlanma ateşi içinde Semendel Kuşu gibi olmaya çalış (…)”

Abdülkadir Geylani.

İslam filozofu Geylani , bütün eserlerinde Allah sevgisini,önce kul sonra insan olmayı, dünya ve ahiret hayatını, hoşgörüyü, tevazuyu, tevekkülü anlatır.Erdemli insan olma üzerine öğretileri de vardır ki değinmeden edemeyeceğim. Okudukça, düşünür, düşündükçe sorgularım.

Erdem; Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı, fazilet. Erdem kelimesini böyle açıklıyor Türk Dil Kurumu.

Bir kelime üzerine yazılı sözler, özler hatta kitaplar. İnsanı olduran en önemli parça. Üstüne bu kadar şey anlatılmış yazılmışsa değerlidir kuşkusuz .

Sen bu dünya ateşinde, ne olursa olsun Semendel Kuşu gibi dayanıklı ol diyor büyük Alim. Cümle ne hikmetli, ya olabilme çabası?

Bakın bu konuya nereden geldim anlatayım size.

Sevdiğim bir arkadaşım, sevdiğim başka bir arkadaşımı ben onu tanıyorum diye bana anlatıyor. O kişiden bahsederken, kusurundan da bahsediyor. Hiç oralı olmuyorum. Bu onların arasında bir mevzudur diyorum. Aklımda tutuyorum da söyleneni . Anlatılan o arkadaş değerinden bir şey kaybetmiyor, başkasının sözü yorumu üzere onu değerlendirmeye kalkmam doğru olmaz.

Aradan epey bir zaman geçiyor, bana kusurlu olarak bahsedilen arkadaşım beni arıyor, herkesten gizlemeye çalıştığı kusurunu anlatıyor. Meğer, o kusuru ile savaş veriyormuş,hatta geçen sürede o kusur kabusa dönüşmüş. Yine sağduyulu dinliyor anlamaya çalışıyorum. Kusurun sahibi kişi, artık bununla daha fazla yaşayamayacağını; bu hadise yaşandığında muhatap olduğu herkesle yüzleşip, bunun bir hata olduğunu , yaşandığı günden beri hayatını çok olumsuz etkilediğini, onların ona yardım etmesini isteyeceğini söylüyor ve benden yardım istiyor.

Bende, birbirini tanıyan ve bana tanıdığını söylediğinde, kusuru ile söyleyen arkadaşa durumu açıklıyorum. Ha, bu arada önden de onun adına yorumlar yapıyorum. O anlayışlıdır tabii ki konuşup bundan kurtul seni dinler falan. Haddim olmadan. Arıyorum ve konuşuyoruz.

Yanılıyorum , çok büyük hem de o kişi olayı en tazeliği ile tutmuş zihninde, neden ben, niye şimdi soruları ile sonlandırıyor görüşmemizi ve her hangi bir dönüş olmuyor. Durumun içinden çıkamayan öteki sevdiğim arkadaş, ben şimdi nasıl baş edeceğim bunlarla diyor. İlk atak başarısızlıkla sonuçlanmıştı . Merhametli ve iyimserdir diye seçtiği o ilk kişi onu hayal kırıklığına uğratmıştı.

Öyle bir arada kalmıştım ki! İki olgun insan bir yanlışı düzeltecekti. Birisi olayın sadece şahidi. Öteki bu olayın acısını yıllarca yaşamış hala yaşamakta olan çaresizi, artık yüzleşmek ve kurtulmak isteyen.

Onu tüm kalbimle destekledim. Sorunun üzerine gitmesinin, yüzleşmeye çalışmasının ne kadar zor olduğunu tahmin ediyordum. Anlatırken yeniden yaşıyordu sanki ama düzelmesi içinde elinden geleni yapıyordu. Ateş çemberindeydi. Hayatını alt üst ediyordu bu olay. Kişilerden başlama girişimi olumsuz sonuçlanmıştı. Yani beni bağışlayın size kendimi açıklamak istiyorum diyemedi. Buna fırsat bile verilmedi. Kalbinde yükü, kabus dolu gecelerine geri döndü. Bu konuda bir uzmandan destek almaya karar verdi. Yaşanan bir yanlışı düzletme çabası hala sürüyor.

Olay beni çok etkiledi, her hatırlayışımda da etkiler. Bizle konuşmaya, kendini anlatmaya çalışan insanlara karşı neden duvarlar örüyoruz, ben en çokta olayın bu kısmındayım. Bir daha bu konu konuşulmadı. İkisini de hala çok severim.

Ama hayat gibi dengede tutuyorum ilişkiyi. Ve soruyorum kendime; ben de bir yanlış yapsam, o yanlışı başlarda anlamasam, sonra farkına varsam. Yanlışa şahit insanlara gitsem bana yardım edin bu yanlışı düzeltelim desem, duvarlarla mı karşılaşacağım? Hayır, lütfen bunu yapmayalım. Zaten bu yardım çağrısı çok nadir görülen bir olay, hayatımız da bize uzatılan elleri geri çevirmeyelim!

Erdemli olmak bunu gerektirir. Hepimiz Semendel Kuşu muyuz ki dayanalım. Sınırsız değiliz. Yılar kalırız, zayıf taraflarımız daha baskın çıkar. Başka birine daha gidemedi o arkadaş. Uzattığı eli boş, bomboş kalmıştı . Bu ilk haykırış onu geri dönülmez girdaba sürükledi, yeniden destek ve yardıma kalkışmadı. İnanıyorum ki zaman herkese doğruyu öğretecek.

Birbirimizi, olduğu gibi kabul etmezsek dost edinemeyiz. Birbirimizi dinlemezsek, kendi gözümüzle değil başkalarının gözüyle görmeye kalkarsak göremeyiz. Karşıyı anlamak için aynı şeyi yaşamak zorunda değiliz. “En iyi yol onu anlamaya çalışmaktır. ”

Herkes kendi savaşını veriyor, herkes kendi doğrusuna koşuyor, herkes kendi inancında ilerliyor. Dilerim doğru yola varırız.

Hepimize erdemli kalpler diliyorum. Birilerinin canı hala yanarken kör sağır dilsiz olmayalım diye… Etrafınıza bir bakın var mıdır sizden medet uman? Ya da sizin medet umduklarınız? Yanlışı düzletmek, kırılan kalpleri onarmak için hiçte geç değil. Kimse Semendel Kuşu olmasın, kimseyi Semendel Kuşu olmaya zorlamayalım…

d9b00a18-7871-4e49-abfd-8cfc042b6609

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s